16 Haziran 2012 Cumartesi

Aynı Zamanlar Her Birimiz İçin ve Aynı Kelimeler


bak kıyamadım kimseye ve sonunda
bana kıydılar ve kabul ediyorum üzdüm
biraz da olsa herkesi
ve
muhakkak kendimi
tanıyamayacak hal
oldum.

oldum çöllerden bir parça vaha yeli taşıyan
güvercinlere özenmiş bir serçe
ve
kahkahalar başladı yazdığım şiirlere
evet, oldum ağaçlardan bir seda taşıyan bir rüzgar
ve onun habercisi savaşkan bir serçe
sesinden de geçip
güldüler, evet
zira ne çelişkili günler içinde
bile, güvercinler çöllerde yaşamazdı.

halbuki
yaşamamaları lazımdı şehirde de
halbuki
biz her gün içinde
yem verirdik onlara
camilerde, meydanlarda, balkonlarda ve en derin
ağlayışlarımızda muhakkak bir kuş bulunurdu
ve bir göç konulurdu
doğumtaşlarımıza...
ah, ne güzel gecelerdi
koynumuzda muhakkak bir hayal olurdu.

bilmesin, bilmese de nasıl olsa annelerimiz
hissedecekler, monitörlerden okuduğumuz eski masalları
ve öğrenecekler
kalplerinde evlatlarının
nasıl çağlardan pervane atlayışlarını
ve nasıl da kullandıklarını çokluk eklerini ve zira nasıl da
varlığın fazlalıktan bilindiğini bu çağda
nasıl da mükerrer sözlerin para
ettiğini çocuklarını üzgün
ve aynıkalıp aşkların sevildiğini bu çağda.

aynı sözlerle yazmak zorundayız şiirleri
bilirdi annelerimiz
nasıl bilirse balıklar
çırpınacaklarını ağda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder